ISSN 2149-2263 | E-ISSN 2149-2271 Home      
 
Volume : 15 Issue : 2
Current Issue Archive Popular Article Ahead of Print

 
Anatol J Cardiol: 15 (2)
Volume: 15  Issue: 2 - February 2015
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL
1.The Anatolian Journal of Cardiology and Social Policy Interaction
Bilgin Timuralp
PMID: 25697949  PMCID: PMC5337021  doi: 10.5152/akd.2015.02  Page 93
Abstract | Full Text PDF

HOT TOPIC
2.What we have learned from the ESC position paper on arrhythmias in acute coronary syndromes
Bülent Görenek, Gulmira Kudaiberdieva, Gregory Lip
PMID: 25697950  PMCID: PMC5337022  doi: 10.5152/akd.2015.6206  Pages 94 - 96
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
3.The alteration of NTproCNP plasma levels following anaerobic exercise in physically active young men
Hilal Akseki Temür, Selma Arzu Vardar, Muzaffer Demir, Orkide Palabıyık, Aziz Karaca, Zuhal Guksu, Arif Ortanca, Necdet Süt
PMID: 25252292  PMCID: PMC5337023  doi: 10.5152/akd.2014.5204  Pages 97 - 102
Amaç: Amino-terminal propeptid C-tipi natriüretik peptid (NTproCNP), C-tipi natriüretik peptidin bir sentez ürünüdür. Bu çalışmada fiziksel olarak aktif (FA) olan ve aktif olmayan (AO) sağlıklı gençlerde plazma NTproCNP düzeyinde egzersiz öncesi ve sonrası görülen değişim karşılaştırıldı.
 
Yöntemler: Çalışma, en az bir yıldan beri haftada 2.5 saatin üzerinde orta ve yoğun düzeyde egzersiz yapan FA grup (n=10) ve egzersiz süresi haftada 1.5 saatin altında olan AO grup (n=10) üzerinde yapıldı. Kişilerin maksimal oksijen tüketimi düzeyi belirlendi. Takip eden günde Wingate egzersiz testi uygulandı. Egzersiz öncesinde, egzersiz sonrası bir, beş ve otuzuncu dakikalarda plazma NTproCNP düzeyleri ölçüldü.
 
Bulgular: FA gruptaki ortalama egzersiz süresi haftada 11,3±5,0 saat olarak belirlendi. Egzersiz öncesi NTproCNP düzeyi gruplarda benzer bulundu. FA grupta, egzersiz sonrası beşinci dakikadaki (0,93±0,23 pmol/Lt; p<0,05) ve otuzuncu dakikadaki NTproCNP düzeyi (0,77±0,21 pmol/Lt p<0,05), egzersiz öncesinden (0,64±0,29 pmol/Lt) yüksekti. Ayrıca, FA grupta egzersiz sonrası beşinci dakikadaki NTproCNP düzeyi, AO gruptan (0,74±0,16 pmol/ Lt) daha yüksek bulundu (p<0,05).
 
Sonuç: Fiziksel olarak aktif olmak, endoteli koruyucu rol oynayan C-tipi natriüretik peptidin egzersiz sonrası salınımını etkileyen bir faktör olabilir. 

Objective: Amino-terminal propeptide of C-type natriuretic peptide (NTproCNP) is a synthesis product of C-type natriuretic peptide (CNP). In this study, plasma levels of NTproCNP were compared before and after exercise in healthy young subjects who are physically active (PA) or not physically active (NPA).
 
Methods: The study was carried on PA group (n=10) who defined the exercise duration more than 2.5 hours per week for at least one year and NPA group (n=10) whose exercise duration was lower than 1.5 hours per week. The level of maximal oxygen consumption was determined. Wingate exercise test was applied on the following day. Plasma NTproCNP levels were measured before the exercise and at the 1st, 5th and 30th minute after the exercise.
 
Results: Exercise duration of physically active group was reported as 11.3±5.0 hours per week. Basal NTproCNP levels of the groups were found to be comparable. NTproCNP levels in the 5th minute (0.93±0.23 pmol/L; p<0.05) and in the 30th minute (0.77±0.21 pmol/L p<0.05) after exercise were higher than the levels before exercise (0.64±0.29 pmol/L) in PA group. Additionally, the plasma levels of NTproCNP after 5th minute of exercise were higher in PA group (0.93±0.23 pmol/L) than NPA group (0.74±0.16 pmol/L, p<0.05).
 
Conclusion: Being physically active may be a fact affecting the secretion of CNP, which plays a protective role in endothelium, following exercise. 
 

4.The effect of the SIRT1 2827 A>G polymorphism, resveratrol, exercise, age and occupation in Turkish population with cardiovascular disease
Müzeyyen İzmirli, Ömer Göktekin, Ahmet Bacaksız, Ömer Uysal, Ülkan Kılıç
PMID: 25252293  PMCID: PMC5336992  doi: 10.5152/akd.2014.5214  Pages 103 - 106
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar (KVH), Avrupa’da ölüm nedeni olarak ilk sırada yer almaktadır. SIRT ve onun ürünü olan sirtuin proteini KVH’ı epigenetik olarak etkileyen bir moleküldür. Sirtuinlerin bir alt grubu olan SIRT1, 10. kromozomun uzun kolu üzerindedir (10q21.3). Özellikle, SIRT1’in ekzon 2 üzerindeki, histidinin arjinine dönüşümüne neden olan 2827 A>G polimorfizminin, KVH’ın oluşumuna etkisi bilinmemektedir. SIRT1 aktivatörü olan resveratrol aynı zamanda kardiyoprotektif bir molekül olarak da bilinmektedir. Diğer taraftan egzersiz, iş ve yaş parametreleri de kardiyovasküler hastalıklara etki eden faktörlerdendir. Bu çalışmanın amacı SIRT1 rs144124002 (2827 A>G) tek nükleotid polimorfizminin (SNP) ve egzersiz-iş-yaş parametrelerinin kardiyovasküler hastalıklar üzerine etkisini araştırmaktır.
 
Yöntemler: SIRT1 rs144124002 polimorfizmi DNA izolasyonu (Roche Commercial DNA isoaltion Kit, Germany) Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) ve Restriksiyon Parça Uzunluk Polimorfizmi (RFLP) yöntemleri kullanılarak analiz edildi. Bunu yapmak için, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji polikliniğine başvurmuş 293 KVH hastası ve 117 sağlıklı kontrol kullanıldı.

 
Bulgular: Mevcut çalışmamızda, KVH ve kontrol grubundaki bütün bireyler 2827A>G polimorfizmi açısından değerlendirildiğinde, homozigot sağlıklı oldukları tespit edildi. Resveratrol, egzersiz, yaş ve meslek gruplarındaki farklılıkların ise KVH için, pozitif etki ettiği gösterildi (OR=0,17; CI 95%, 0,1-0,2; p?0,001). 
 
Sonuç: Sonuç olarak, bu çalışma Türk popülasyonunda SIRT1 rs144124002 polimorfizmi ile KVH arasındaki ilişkiyi gösteren ilk çalışmadır.


Objective: Cardiovascular disease (CVD) is the leading cause of death in Europe. One of the candidate molecule affecting epigenetic mechanisms of CVD is the SIRT1, a subclass of sirtuins, is located on the long arm of chromosome 10 (10q21.3). Particularly, the relation between 2827 A>G polymorphism of the SIRT1 positioned on exon 2, leading to conversion of histidine to arginine, and the formation of CVD is not known yet. One of the activator of SIRT1, resveratrol, is also known as a cardioprotective molecule. On the other hand, the parameters including exercise, occupation and age affect CVD. The aim of the present study was to investigate the effect of the rs144124002 (2827 A>G) single nucleotide polymorphisms (SNP) of SIRT1 and exercise-occupation-age parameters on CVD.
 
Methods: SNP of SIRT1 were analyzed using DNA isolation, the polymerase chain reaction (PCR) and restriction fragment length polymorphism. To do so, large cohorts of CVD patients (n=293) and healthy controls (n=117) who directed Cardiology Department of Bezmialem Vakıf University, Bezmialem Vakıf University Hospital were used.
 
Results: In this study, when we assessed CVD and control groups about 2827 A>G polymorphism, all individuals were determined as homozygous genotype. We found a positive effect between the modifications of resveratrol, exercise, age and occupation and CVD (OR=0.17; CI 95%, 0.1-0.2; p?0.001).

 
 
Conclusion: This is the first study demonstrating the correlation between the SIRT1 rs144124002 polymorphism and CVD in Turkish population.

 


5.Relationship between mean platelet volume and morning blood pressure surge in newly diagnosed hypertensive patients
Hakan Uçar, Mustafa Gür, Mehmet Yavuz Gözükara, Ali Kıvrak, Zekeriya Kolcu, Selehattin Akyol, Onur Kaypaklı, Zafer Elbasan, Durmuş Yıldıray Şahin, Caner Türkoğlu, Taner Şeker, Murat Çaylı
PMID: 25252294  PMCID: PMC5336993  doi: 10.5152/akd.2014.5196  Pages 107 - 112
Amaç: Sabah kan basıncı dalgalanması (SKBD) hipertansif hastalarda aterotrombotik kardiyovasküler olayların bağımsız bir belirleyicisidir. Ortalama trombosit volümünün (MPV) trombotik komplikasyonların ve vasküler riskin belirleyici bir göstergesi olduğunu destekleyen çeşitli çalışmalardan kanıtlar vardır. Bu çalışmanın amacı, hipertansif hastalarda MPV ve SKBD arasındaki ilişkiyi araştırmaktır.
 
Yöntemler: Ölçümler yeni tanı esansiyel hipertansiyonlu 298 hastadan (ortalama yaş: 51,9±11,7) elde edilmiştir. Hastalar iki gruba (MPV düşük grup; <10,8 fL, MPV yüksek grup; ?10,8 fL) ayrıldı. SKBD, uyandıktan sonraki 2 saat boyunca ortalama sistolik KB’ından uykudaki en düşük KB’ını da içeren 1 saatlik ortalama sistolik KB’ının çıkarılması ile hesaplandı.
 
Bulgular:   MPV, SKBD (?=0,554, p<0,001) ve hs-CRP düzeyi (?=0,286, p<0,001) ile bağımsız ilişkili bulundu.
 
Sonuç: Sonuç olarak yüksek MPV değerleri aterotrombotik kardiyovasküler olaylar ile ilişkisi bilinen  SKBD ile anlamlı bir şekilde ilişkili saptandı.


Objective: Morning blood pressure surge (MBPS) is an independent predictor of atherothrombotic cardiovascular events in hypertensive patients. There is evidence from studies supporting the validity of mean platelet volume (MPV) as a marker of vascular risk and predictor of thrombotic complications. The aim of this study is to investigate the relationship between MPV and MBPS in hypertensive patients.
 
Methods: Measurements were obtained from 298 patients with newly diagnosed essential hypertension (Mean age: 51.9±11.7 years). The patients were divided into two groups (MPVlow group; <10.8 fL, MPVhigh group; ?10.8 fL). The MBPS was calculated as mean systolic BP during the 2 hours after awaking minus the mean systolic BP during the 1 hour that included the lowest sleep BP.
 
Results: MPV was independently associated with MBPS (?=0.554, p<0.001) and hs-CRP level (?=0.286, p<0.001).

 
Conclusion: Finally, higher MPV values related to enhanced MBPS which are associated with atherothrombotic cardiovascular events.

 


EDITORIAL COMMENT
6.Mean platelet size: Looking at the chicken or the egg?
Marcus D. Lancé
PMID: 25625442  PMCID: PMC5336994  doi: 10.5152/akd.2015.14289  Pages 113 - 114
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
7.Left atrial dyssynchrony time measured by tissue Doppler imaging to predict atrial fibrillation recurrences after pulmonary vein isolation
Ahmed Salah, Hui Yang, Liang Tang, Xuping Li, Qiming Liu, Shenghua Zhou
PMID: 25252295  PMCID: PMC5336995  doi: 10.5152/akd.2014.5217  Pages 115 - 122
Amaç: Bu çalışmada, persistan ve paroksimal atriyal fibrilasyonu olan hastalarda pulmoner ven izolasyonu (PVİ) sonrası tekrarlamayı öngörmede doku Doppler görüntülemeyle (DDG) ölçülen sol atriyal desenkroni süresinin değerini belirliyoruz.
 
Yöntemler: PVI’una giden, semptomik ilaca-dirençli paroksimal ve persistant atriyal fibrilasyonlu, 160 hasta (57±7,5 yaşlarında, 122’si erkek) çalışmamıza alındı. Doku Doppler görüntüleme ile PA tepe zamanı (PA tepe-DDG); DII de P dalgasının başlangıcından doku Doppler trasesindeki A dalga tepesine ölçülen zaman olarak tanımlandı. Mid-interatriyal septumda ölçülen PA tepe-DDG zamanı, sol atriyal mid-lateral serbest duvarda ölçülen PA tepe-DDG’den çıkarılarak ölçüldü (Sol atriyal desenkroni=PA tepe DDG lateral-PA tepe DDG septal).
 
Bulgular: 12±3 aylık takip sırasında, 160 hastanın 50’sinde nüks oldu. Atriyal fibrilasyon nüksü olan hastalarda, daha fazla sol atriyal desenkroni süresi vardı (26,5±2,4 ms'e karşı 23,5±2,3 ms, p<0,001). 25 ms’lik sol atriyal desenkroni süresi, pozitif prediktif değeri %53 ve negatif prediktif değeri %85 ile en iyi duyarlılık ve özgünlüğe sahipti. ?25ms olan sol atriyal desenkroni süresi zamanla nükse eğilimli olan hastaları ayırabildiği saptandı. Çoklu değişken analizi, sol atriyal desenkroni süresinin AF nüksünün bağımsız belirleyicisi olduğunu tespit etti.
 
Sonuç: Paroksimal ve persistan atriyal fibriyalasyonlu hastalarda PVI’den sonra, sol atriyal desenkroni süresi AF nüksünün iyi bir klinik belirtecidir.
Objective: In this study we assess the value of left atrial dyssynchrony time measured by tissue Doppler imaging (TDI) to predict recurrences after pulmonary vein isolation (PVI) in patients with paroxysmal and persistent atrial fibrillation (AF).
 
Methods: One hundred sixty patients (57±7.5 years, 122 males) with symptomatic drug-refractory paroxysmal and persistent AF, undergoing PVI were enrolled in our study. PA peak time by tissue Doppler imaging (PApeak-TDI) is defined as the time measured from the start of P wave in lead II to the peak of A wave on the tissue Doppler tracing. Left atrial dyssynchrony was measured by subtracting the PApeak-TDI time measured at the mid-inter atrial septum from the PA peak-TDI time measured at the left atrial midlateral free wall, (LA dyssynchrony=PApeak TDI lateral-PApeak TDI septal).
 
Results: During a mean follow-up of 12±3 months, recurrences occurred in 50 out of 160 patients. Patients with recurrence of atrial fibrillation had larger left atrial dyssynchrony time (26.5±2.4 ms vs. 23.5±2.3 ms, p<0.001). Left atrial dyssynchrony time of 25 ms has the best combined sensitivity and specificity (74% and 63% respectively) along with positive predictive value 53% and negative predictive value 85.5%. LA dyssynchrony time ?25 ms was found to discriminate patients prone to AF recurrences over time. Multivariate regression analysis showed that left atrial dyssynchrony time (HR per ms: 1.69, p<0.001) was identified as independent predictor of AF recurrence.
 
Conclusion: Left atrial dyssynchrony time is good clinical predictor of recurrence of AF after PVI in patients with paroxysmal and persistent AF. 
 

EDITORIAL COMMENT
8.Left atrial dyssynchrony time measured by tissue Doppler imaging to predict atrial fibrillation recurrences after pulmonary vein isolation: Is this a mirage or the panacea?
Narendra Kumar, Pietro Bonizzi, Masih Mafi Rad, Theo Lankveld
PMID: 25625443  PMCID: PMC5336996  doi: 10.5152/akd.2015.14399  Pages 123 - 124
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
9.Cardioprotective effects of single oral dose of nicorandil before selective percutaneous coronary intervention
Jing Yang, Jidong Zhang, Wei Cui, Fan Liu, Ruiqin Xie, Xiaohong Yang, Guoqiang Gu, Hongmei Zheng, Jingchao Lu, Xiuchun Yang, Guangming Zhang, Qian Wang, Xue Geng
PMID: 25252296  PMCID: PMC5336997  doi: 10.5152/akd.2014.5207  Pages 125 - 131
Amaç: ATP-duyarlı K + kanallarının açıcısı nikorandil, koroner arter hastalığı olan hastaların, anjin tedavisinde kullanılmıştır. Bu çalışmada, selektif perkütan koroner girişim (PKG) yapılacak hastalarda, tek oral doz nikorandilin, kardioprotektif etkilerini araştırmayı amaçladık.
 
Yöntemler: PKG yapılacak akut koroner sendromlu 138 hasta, Temmuz 2011-Ekim 2012 tarihlerinde işlemden 2 saat önce kontrol (grup 1, n=47), 10 mg oral nikorandil (grup 2, n=45) ve 20 mg oral nikorandil olacak (grup 3, n=46) şekilde randomize edildi. Kardiyak troponin I (cTnI) seviyeleri, PKG'den sonra 20-24 saat olarak belirlenmiştir.
 
Bulgular: Üç grup arasında her bir cTnl yükselme oranında, önemli bir farklılık vardı (grup 1: %36,17, grup 2: %20,00, grup 3: %15,22, p=0,0176). CTnI' nin yükseklik frekansının, ?3 ve 5x normal üst sınırına (NÜS) göre, üç grup arasında ayrıca istatistiksel farklılık vardı, (grup 1'de %17,02, grup 2'de %8,89, ve grup 3'te %4,35, sırasıyla cTnI yüksekliği için ?3 × NÜS p=0,0428, grup 1’de %12,77, grup 2'de %6,67 ve grup 3'de %2,17, sırasıyla, cTnl yüksekliği için ?5 × NÜS, p=0,0487). Lojistik regresyon analizi, PKG öncesi LVEF (OR=0,915, %95 CI=0,853-0,981) ve nikorandil kullanımının (OR=0,516, %95 CI=0,267-0,996) miyokart hasarının bağımsız koruyucu faktörleri olduğunu göstermiştir.
 
 
Sonuç: PKG işleminden 2 saat önce, oral tek doz nikorandilin (10 mg, 20 mg) işlem sırasındaki miyokart hasarını ve PKG ile ilişkili miyokart enfarktüs insidansını azaltabilir.


Objective: Nicorandil, an opener of ATP-sensitive K+ channels, was used to treat angina in patients with coronary artery disease. In this study, we aim to investigate the cardioprotective effects of single oral dose of nicorandil in patients undergoing selective percutaneous coronary intervention (PCI).
 
Methods: One hundred and thirty-eight patients with acute coronary syndrome undergoing PCI from July 2011 to October 2012 were randomly divided into control group (group 1, n=47), 10 mg oral nicorandil group (group 2, n=45), and 20 mg oral nicorandil group (group 3, n=46) about 2 hours before procedure, respectively. Cardiac troponin I (cTnI) levels were determined at 20 ~ 24 hours after PCI.
 
Results: There was a significant difference in the rate of any cTnI elevation among the three groups (group 1: 36.17%, group 2: 20.00%, group 3: 15.22%, p=0.0176). With respect to the frequency of cTnI elevation ?3 and 5× the upper limit of normal (ULN), there also had statistical difference among the three groups (17.02% in group 1, 8.89% in group 2, and 4.35% in group 3, respectively for cTnI elevation ?3× ULN, p=0.0428; 12.77% in group 1, 6.67% in group 2, and 2.17% in group 3, respectively, for cTnI elevation ?5× ULN, p=0.0487). Logistic regression analysis showed that LVEF (OR=0.915, 95% CI=0.853-0.981) and the use of nicorandil (OR=0.516, 95% CI=0.267-0.996) before PCI were independent protective factors of myocardial injury.
 
Conclusion: Single oral dose of nicorandil (10 mg, 20 mg) 2 hours before the PCI procedure could decrease the incidence of peri-procedure myocardial injury and PCI-related myocardial infarction. 
 

10.Assessment of the relationship between fragmented QRS and cardiac iron overload in patients with beta-thalassemia major
Nermin Bayar, Erdal Kurtoğlu, Şakir Arslan, Zehra Erkal, Serkan Çay, Göksel Çağırcı, Burak Deveci, Selçuk Küçükseymen
PMID: 25252297  PMCID: PMC5336998  doi: 10.5152/akd.2014.5188  Pages 132 - 136
Amaç: Beta talasemi majör (TM)  kronik hemolitik anemiye neden olan genetik geçişli bir hemoglobin bozukluğudur. Bu hastalarda ölümün önde gelen nedeni kalp yetersizliği ve aritmiler olduğundan,  kardiyak demir yükünün takibi önemlidir. Bu çalışmada amaç TM hastalarında kardiyak demir yükünün değerlendirilmesinde fragmente QRS’in (fQRS)   önemi ve kardiyak T2* değeri ile ilişkisini araştırmaktır.
 
Yöntemler: Bu retrospektif çalışmaya 103 TM hastası alındı. Hastaların kardiyak manyetik rezonans görüntüleme ile ölçülen T2* değeri ve 12 derivasyonlu yüzey  EKG’leri değerlendirildi.  Kardiyak T2* değerinin 20’den az olması kardiyak demir yüklenmesi olarak kabul edildi.  Kardiyak T2* değeri ile EKG’de fQRS varlığı arasında ilişki araştırıldı.
 
Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 22.6±6.6 yıl idi. Hastaların tamamı düzenli kan transfüzyonu ve demir şelatörü alıyordu. Hastaların koroner arter hastalığı için risk faktörü yoktu. Elli hastada (%48)  fQRS saptandı, bunların 37’sinde (%74)  T2* değerinin düşük olduğu tespit edildi. Kardiyak tutulum olan hastaların 37’sinde (%86) fQRS saptandı, tutulum olmayanların 13’ünde (%22) fQRS saptandı (p<0,001).

 
 
Sonuç: Kardiyak tutulum mortalitenin ana nedeni olduğundan TM hastalarında kardiyak disfonksiyonun  erken tanısı  hayati öneme sahiptir.  Bu hastalarda yüzey EKG’de fQRS varlığının araştırılması,  özellikle kardiyak T2* değeri takibi yapılamayan hastalarda  tedavinin düzenlenmesinde  ucuz ve kolay ulaşılabilir  bir yöntem olması nedeniyle dikkate alınmalıdır.



Objective: Beta-thalassemia major (TM) is a genetic hemoglobin disorder causing chronic hemolytic anemia. Since cardiac insufficiency and arrhythmias are the primary causes of mortality in such patients, monitoring of cardiac iron load is important in management of the disorder. The purpose of this study was to investigate the importance of fragmented QRS (fQRS) and its relation to the cardiac T2* value for the evaluation of cardiac iron load in TM patients.
 
Methods: This retrospective study included 103 TM patients. The patients’ T2* values, measured by cardiac MRI and 12-lead surface ECGs, were interpreted. The cardiac T2* values under 20 were considered as cardiac iron overload. The relationship between the cardiac T2* value and fQRS in ECG was investigated.
 
Results: The median age of the patients was 22.6±6.6 years. All patients were on regular blood transfusions and iron chelators. The patients had no risk factors for coronary artery disease. In 50 (48%) patients fQRS was detected, and in 37 (74%) of these the T2* values were low. 86% of patients with cardiac involvement (37) had fQRS, but 22% of patients with non-involvement (13) had fQRS (p<0.001).
 
Conclusion: Since cardiac involvement is the primary cause of mortality in TM patients, the early diagnosis of cardiac dysfunction is of vital importance. The search for fQRS in the ECGs of these patients, particularly when cardiac T2* values cannot be determined and followed, is a non-expensive and easy-to-attain method for therapy management. 
 

11.Non alcoholic steatohepatitis is associated with subclinical impairment in left ventricular function measured by speckle tracking echocardiography
Ahmet Oğuz Baktır, Bahadır Şarlı, R. Emre Altekin, Ahmet Karaman, Hüseyin Arınç, Hayrettin Sağlam, Yasemin Doğan, Abdulsamet Erden, Hatice Karaman
PMID: 25252298  PMCID: PMC5336999  doi: 10.5152/akd.2014.5212  Pages 137 - 142
Amaç: Alkole bağlı olmayan steatohepatit, alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığının histolojik yelpazesinin bir parçasıdır. Çalışmalarda, alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığında kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranlarında artış bildirilmektedir. Yeni bir ekokardiyografik yöntem olan "Speckle tracking echocardiography" (STE) ile alkole bağlı olmayan steatohepatitli hastalarda klasik ekokardiyografi ile saptanamayan, olası azalmış sol ventrikül işlevini tespit etmeyi amaçladık.
 
Yöntem: Daha önce biyopsi yapılarak tanısı konulmuş 28 hasta (ortalama yaş, 41,6±9,8, 16 erkek) çalışmaya dahil edildi. Hipertansiyon ve diyabeti olan hastalar dışlandı. Ekokardiyografik değerlendirmede M-mod, iki boyut ve Doppler ölçümleri yapıldı. Alınan kayıtların çevrimdışı analizi ile elde edilen "strain" (S) ve "strain rate" (SR) verileri yaş ve cinsiyeti eşleştirilmiş sağlıklı bireylerden elde edilen verilerle karşılaştırıldı.
 
Bulgular: RSR-S değerleri iki grup arasında benzer bulunmasına rağmen, hasta grubunda RS,  RSR-E ve RSR-E/A anlamlı olarak düşük, RSR-A ise yüksek saptandı. CS, CSR-S, CSR-E, CSR-A ve CSR-E/A değerleri karşılaştırıldığında sağlıklı bireylerle hastalık grubu arasında fark saptanmadı. LS, LSR-S, LSR-E, LSR-A, değerleri ise alkole bağlı olmayan steatohepatitli hastalarda belirgin olarak düşük saptandı.
 
Sonuç: Alkole bağlı olmayan steatohepatitli hastalarda, sol ventrikül kasılma gücünde azalmanın  klasik ekokardiyografik yöntemlerle belirlenemediği durumlarda STE yöntemi ile boylamsal ve enine kasılma gücündeki azalma tespit edilebilmektedir. Bu nedenle klasik ekokardiyografik incelemenin yanında STE ile klinik olarak belirgin olmayan kalp kasılmasında meydana gelen azalma hastalığın erken dönemlerinde tespit edilebilir.


Objective: Nonalcoholic steatohepatitis (NASH) is a part of histological spectrum of nonalcoholic fatty liver disease (NAFLD). Higher incidence of cardiovascular mortality has been reported in studies including patients with NAFLD. Impaired myocardial function can be detected by a novel echocardiographic method called speckle tracking echocardiography (STE) when conventional methods were normal.
 
Methods: Twenty-eight biopsy-proven NASH patients (mean age 41.6±9.8, 16 male) without hypertension and diabetes mellitus were included in study. All patients underwent transthoracic echocardiography. Offline analyses of images was performed and strain (S), strain rate (SR) parameters compared between NASH patients and controls. Statistical analysis were done by independent samples t test between groups and a multiple linear regression model was used to identify the statistical significance of relationships between selected variables.
 
Results: RSR-S values were similar but RS, RSR-E, RSR-E/A values were significantly lower and RSR-A was higher in the NASH patients. There were no significant differences in CS, CSR-S, CSR-E, CSR-A and CSR-E/A values among the two groups. The most impressive results were obtained from longitudinal strain and strain rate parameters. LS, LSR-S, LSR-E, LSR-A, values were significantly lower in NASH group when compared with healty controls. Linear regression analysis showed that RS and LS was not associated with diastolic blood pressure, total cholesterol and LDL cholesterol.
 
Conclusion: The LV longitudinal and radial systolic functions may be deteriorated in patients with NASH even in the absence of apparent decrease in the LV ejection fraction. STE may be useful in detecting preclinical LV impairment in patients with NASH. 
 

12.Echocardiographic signs of right ventricle changes after Trastuzumab treatment in breast cancer patients with erb-2 overexpression
Barış Kılıçaslan, Öner Özdoğan, Gönül Demir Pişkin, Nihan Kahya Eren, Hüseyin Dursun
PMID: 25252299  PMCID: PMC5337000  doi: 10.5152/akd.2014.5220  Pages 143 - 148
Amaç: Erb-2 (+) meme kanserli hastalarda trastuzumab tedavisi sonrası sol ventrikül tutulumunun olabileceği bilinmektedir. Fakat sağ ventrikül tutulumuna dair yeterli bilgi birikimi yoktur. Bu çalışmanın amacı ekokardiyografik olarak erb-2 (+) meme kanserli hastalarda trastuzumab tedavisi sonrası sağ kalp tutulumunu araştırmaktır. 
 
Yöntemler: Erb-2 (+) meme kanseri sebebiyle trastuzumab tedavisi alan 42 hasta çalışmaya alındı. Tüm hastalara tedavi öncesi (T1) ve altıncı ayda (T2) konvansiyonel, 2-D ve doku Doppler ölçümlerini içeren standart ekokardiyografi tetkiki yapıldı.
 
Bulgular: Trastuzumab tedavisi sonrası triküspit anüler düzlem sistolik hareketleri (TAPSE) azalmış, sağ ventrikül miyokart performans indeksi (SVMPİ) ve triküspit E/e’ oranı artmştır (1,84' karşı 2,14; p<0,01) (0,46'ya karşı 0,56, p<0,01) (4,4±1,07'e karşı 5,08±1,46; p=0,04). Ortalama serum NT-ProBNP, troponin I ve hs-CRP düzeyleri benzer saptandı. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda (LVEF) ve TAPSE trastuzumab dozu arasında negatif korelasyon saptandı (r=-0,392, p=0,04; r=-0,522, p=0,006). Trastuzumab antrasiklinler ile birlikte kullanıldığında LVEF azalma saptandı fakat bu istatiksel anlamlılığa ulaşamadı (62,4±2, 60±4,5; p=0,06).
 
Sonuç: Bizim çalışmamızda, trastuzumab tedavisi sonrası sağ ventrikül fonksiyonlarında bozulma eğilimi saptanmıştır. Bu öncül değişikliklerin saptandığı ekokardiyografik parametreler (TAPSE, SVMPI ve E/e’ oranı) bu grup hastalarda trastuzumab toksisitesini göstermek için kullanılabilirler.


Objective: Left ventricular (LV) dysfunction after trastuzumab treatment in erb-2 breast cancer cases has been fully investigated. However, there is not enough data about the effect of trastuzumab treatment on right ventricular (RV) functions. This study is designed to evaluate the right heart changes by performing echocardiography after trastuzumab treatment in patients with erb-2 breast cancer.
 
Methods: Forty-two consecutive breast cancer patients with erb-2 overexpression mean age 50.4±11.6 years who were decided to receive trastuzumab treatment were enrolled. Echocardiographic examinations including 2-D, spectral, and tissue Doppler measurements were performed at the baseline (T1) and repeated after 6 months (T2).
 
Results: Tricuspid annular plane systolic excursion (TAPSE) was decreased, RV myocardial performance index (RVMPI) and tricuspid E/e’ ratio was increased after trastuzumab treatment (1.84 vs. 2.14; p<0.01) (0.46 vs. 0.56, p<0.01) (4.4±1.07 vs. 5.08±1.46; p=0.04). Median serum NT-ProBNP levels, troponin I, and hs-CRP levels were similar between the groups. LVEF and TAPSE were negatively correlated with dosage of trastuzumab (r=-0.392, p=0.04; r=-0.522, p=0.006). There was a stepwise decrease in LVEF when trastuzumab used with anthracyclines however this not reached statically significant (62.4±2, 60±4.5; p=0.06).
 
Conclusion: In our study; we observed a trend of RV deterioration after trastuzumab treatment. These preliminary RV changes were demonstrated by using TAPSE, RV tissue Doppler imaging derived MPI and E/e’ ratio parameters by echocardiography and these parameters could also use as markers of trastuzumab toxicity in this population. 
 

EDITORIAL COMMENT
13.How does trastuzumab treatment affect the right ventricle in females with breast cancer?
Marijana Tadic, Cesare Cuspidi, Branislava Ivanovic
PMID: 25625444  PMCID: PMC5337001  doi: 10.5152/akd.2015.14349  Pages 149 - 150
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
14.Early detection of myocardial deformation by 2D speckle tracking echocardiography in normotensive obese children and adolescents
Fatih Köksal Binnetoğlu, Şule Yıldırım, Naci Topaloğlu, Mustafa Tekin, Nazan Kaymaz, Hakan Aylanç, Hasan Karakurt
PMID: 25252300  PMCID: PMC5337002  doi: 10.5152/akd.2014.5189  Pages 151 - 157
Amaç: Bu çalışmada normal tansiyonlu obez çocuk ve adölesanların sol ventrikül deformasyon parametrelerinin iki boyutlu speckle tracking ekokardiyografi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
 
Yöntemler: Bu gözlemsel kesitsel çalışmaya yaşları 10-18 arasında değişen toplam 69 çocuk ve adölesan alındı. Bunların 38’i obez, 31 tanesi normal kilolu idi. Tüm çocuklar iki boyutlu, Doppler ve 2-boyutlu speckle tracking ekokardiyografi ile ayrıntılı olarak değerlendirildi. İstatistiksel analizde Student t-testi, Mann-Whitney U testi, ki-kare  ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Çoklu lineer regresyon analizi ile global longitüdinal strain (GLS) üzerine bağımsız değişkenlerin etkileri incelendi.
 
Bulgular: Diyastolik kan basıncı normal sınırlarda olsa da obez grupta anlamlı derecede yüksekti. Sol ventrikül diyastol sonu (LVDd), sistol sonu çapları (LVDs), sol ventrikül septum (IVSd), arka duvar kalınlıkları (LPWD) ve sol ventrikül kütlesi (LVM)/boy2.7  obez grupta anlamlı derecede yüksek saptandı (sırasıyla p=0,004, 0,011, <0,001, 0,001 ve <0,001). Obezlerde global longitüdinal strain (GLS) değerleri daha düşük saptandı (p=0,001). Çoklu lineer regresyon analizinde bağımsız değişkenlerden (yaş, vücut kitle indeksi, insülin direnci, sistolik ve diyastolik kan basıncı, sol ventrikül çapları ve LVM(g/m2.7 ) sadece vücut kitle indeksinin bağımlı değişken olan GLS ile anlamlı korelasyon  gösterdiği saptandı (?: 0,440, p: 0,001; %95 CI: 0,104-0,311).
 
Sonuç: 2-boyutlu speckle tracking ekokardiyografi ile elde edilen sol ventrikül strain parametrelerinin  normal tansiyon değerlerine sahip obez çocuk ve adölesanlarda daha düşük saptanması, çocukluk çağı obezitesinin komorbid durumların yokluğunda erken dönemlerde bile miyokart deformasyonuna yol açabildiğini göstermiştir.


Objective: To evaluate the left venticular myocardial deformation parameters in normotensive obese children and adolescents by using 2-D speckle tracking echocardiography.
 
Methods: This observational cross-sectional study included 69 children and adolescents (aged between 10-18), 38 were normotensive obese and 31 were normal weighted. All children underwent detailed two- dimentional, Doppler and two-dimentional speckle tracking echocardiography. Student t-test, Mann-Whitney U test, chi-square test and Pearson’s correlation were used in statistical analysis. Multiple linear regression analysis was used the determine independent variables on global longitudinal strain (GLS).
 
Results: While in normal limits, diastolic blood pressure was significantly higher in obese group. Left ventricular end-diastolic diameter (LVDd) and end-systolic diameter (LVDs), interventricular septal thickness (IVSd), left ventricular posterior wall thickness (LPWD) and left ventricular mass index (LVM)/height2.7 were significantly higher in obese group compared to healthy peers (p=0.004, p=0.011, p<0.001, p=0.001, p<0.001) respectively. Obese subjects had reduced global longitudinal strain (GLS) values (p=0.001). Multiple linear regression analysis using the stepwise method were performed to assess the independent variables (age, body mass index, insulin resistance, systolic blood pressure, diastolic blood pressure, left ventricular diameters and LVM index (g/m2.7) affecting the dependent variable GLS. GLS was found significantly correlated with body mass index (BMI) (?: 0.440, p: 0.001; 95% CI: 0.104-0.311).
 
Conclusion: Left ventricular strain parameters obtained by two dimentional speckle tracking echocardiography were diminished in obese children compared to normal subjects indicating that obesity in childhood is linked to decreased myocardial deformation even in the absence of comorbidities in early stages. 
 

CASE REPORT
15.A novel oral anticoagulant, dabigatran, in acute renal infarction
Cihan Altın, Onur Sakallıoğlu, Esin Gezmiş, Haldun Müderrisoğlu
PMID: 25625445  PMCID: PMC5337003  doi: 10.5152/akd.2015.5837  Pages 158 - 159
Turkish
 
Başlık:  Akut renal enfarktüsünde yeni kuşak oral antikoagülan dabigatran



DIAGNOSTIC PUZZLE
16.A rare cardiac manifestation of Wegener’s granulomatosis
Ali Elitok, Samim Emet, İmran Önür, Ekrem Bilal Karaayvaz, Ömer Ali Sayın, Berrin Umman, Zehra Buğra, Fehmi Mercanoğlu
PMID: 25625441  PMCID: PMC5337004  doi: 10.5152/akd.2014.5820  Page 160
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO THE EDITOR
17.Fragmented QRS and myocardial performance index in nephrotic syndrome
Sim Sai Tin, Viroj Wiwanitkit
PMID: 25625446  PMCID: PMC5337005  doi: 10.5152/akd.2015.5878  Page 161
Abstract | Full Text PDF

18.Contrast nephropathy in patients with well-preserved renal function
Göknur Tekin, Abdullah Tekin
PMID: 25625447  PMCID: PMC5337007  doi: 10.5152/akd.2015.5965  Pages 161 - 163
Abstract | Full Text PDF

19.Additional diagnostic parameter for coronary artery disease during exercise test: Heart rate recovery
Uğur Nadir Karakulak, Naresh Maharjan, Engin Tutkun, Ömer Hınç Yılmaz
PMID: 25625448  PMCID: PMC5337009  doi: 10.5152/akd.2015.6012  Pages 163 - 164
Turkish
 
Başlık:  Efor testinde koroner arter hastalığı için ek tanısal bir fırsat: Kalp hızı toparlanma indeksi



20.Assessment of serum hepcidin levels in patients with non-ST elevation myocardial infarction
Kaan Okyay, Aylin Yıldırır
PMID: 25625449  PMCID: PMC5337011  doi: 10.5152/akd.2015.5983  Pages 164 - 165
Turkish
 
Başlık:  ST elevasyonu olmayan miyokart enfarktüsü hastalarında serum hepsidin düzeylerinin tayini



21.Transcatheter closure of antegrade pulmonary blood flow with Amplatzer septal occluder after Fontan operation
Alper Güzeltaş, İbrahim Cansaran Tanıdır, Murat Saygı
PMID: 25625450  PMCID: PMC5337013  doi: 10.5152/akd.2015.6045  Pages 165 - 166
Abstract | Full Text PDF

22.Basilic vein transposition should be the first option
Şahin İşcan, Habib Çakır
PMID: 25625451  PMCID: PMC5337015  doi: 10.5152/akd.2015.5997  Pages 166 - 167
Turkish
 
Başlık:  Bazilik ven transpozisyonu ilk tercih olmalıdır



23.Subacute myocardial infarction due to long-term paint thinner and ecstasy abuse
Ahmet Sarıçopur, Dursun oğlu, Musa Şanlıalp, Saadet Avunduk, Emrah Kaya
PMID: 25625452  PMCID: PMC5337017  doi: 10.5152/akd.2015.5975  Pages 167 - 168
Turkish
 
Başlık:  Uzun dönem MDMA (Ecstasy) ve tiner suistimali sonucu gelişen subakut miyokart enfarktüsü



24.An unknown side effect of isotretinoin: Pericardial effusion with atrial tachycardia
Ekrem Güler, Gamze Babur Güler, Cahit Yavuz, Filiz Kızılırmak
PMID: 25625453  PMCID: PMC5337018  doi: 10.5152/akd.2015.5790  Pages 168 - 169
Turkish
 
Başlık:  İsotretinoinin bilinmeyen bir yan etkisi: Atriyal taşikardi ile birlikte görülen perikardiyal efüzyon



DIAGNOSTIC PUZZLE - ANSWER
25.A rare cardiac manifestation of Wegener’s granulomatosis
Ali Elitok, Samim Emet, İmran Önür, Ekrem Bilal Karaayvaz, Ömer Ali Sayın, Berrin Umman, Zehra Buğra, Fehmi Mercanoğlu
PMID: 25625441  PMCID: PMC5337019  doi: 10.5152/akd.2014.5820  Pages 170 - 171
Abstract | Full Text PDF

MISCELLANEOUS
26.Turkey’s recent collaborative and genuine contributors to medicine
Altan Onat
PMID: 25625454  PMCID: PMC5337020  doi: 10.5152/akd.2015.5977  Pages 172 - 174
Abstract | Full Text PDF

E-PAGE ORIGINAL IMAGES
27.An intramyocardial ‘cyst-like’ mass: Complementary role of multimodality imaging
Yalçın Velibey, Ayşegül Sünbül, Servet Altay, Mehmet Eren
PMID: 25625440  PMCID: PMC5337024  doi: 10.5152/akd.2014.5933  Pages E4 - E5
Abstract | Full Text PDF

28.Multimodality imaging of isolated bicuspid pulmonary valve leading to pulmonary stenosis
Cengiz Öztürk, Sait Demirkol, Mustafa Aparcı, Sebahattin Sarı, Uğur Bozlar, Turgay Çelik, Atila İyisoy
PMID: 25625455  PMCID: PMC5337025  doi: 10.5152/akd.2015.5929  Page E5
Abstract | Full Text PDF

29.Coronary-cameral fistula in an asymptomatic adult patient
Bahadır Şarlı, Eyüp Özkan, Melih Demirbaş, Mehmet Uğurlu
PMCID: PMC5337026  doi: 10.5152/akd.2015.5636  Pages E5 - E6
Abstract | Full Text PDF

30.Hybrid stenting of restrictive atrial septum in an infant with hypoplastic left heart syndrome after hybrid stage 1 palliation
Alper Güzeltaş, İbrahim Cansaran Tanıdır, Taner Kasar, Sertaç Haydin, Ender Ödemiş
PMID: 25625457  PMCID: PMC5337027  doi: 10.5152/akd.2015.5881  Pages E6 - E7
Abstract | Full Text PDF



 
 
KARE Publishing | Copyright © 2019 Turkish Society of Cardiology